Arama
Sosyal Medya

    Naht Sanatının Usta İsmi Mehmet Emin İncekulak’a Devlet Onayı

    Kütahya’nın Simav ilçesinde 45 yıldır ahşaba hayat veren emekli eğitimci Mehmet Emin İncekulak, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından “Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı” unvanına layık görüldü.

    Kütahya’nın Simav ilçesinde 45

    SİMAV (Diriliş Haber Ajansı) – Kütahya’nın Simav ilçesinde yaşayan emekli milli eğitim müdürü Mehmet Emin İncekulak, 45 yıl önce bir ustasının kendisine hediye ettiği kıl testereyle başladığı naht sanatında zirveye ulaştı. Hat eserlerini büyük bir sabırla ahşaba işleyen İncekulak’ın bu özverili çalışmaları, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın dikkatinden kaçmadı.

    Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen kurul değerlendirmeleri neticesinde, Mehmet Emin İncekulak “Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı” unvanını almaya hak kazandı. Sanatçıya, Bakanlık tarafından hazırlanan sanatçı kimlik kartı, Kütahya İl Kültür ve Turizm Müdürü Barış Başoğul tarafından takdim edildi.

    Sanatını Tarihi Evinde Yaşatıyor

    68 yaşındaki İncekulak, naht sanatını “Allah kelamının ağaçla buluşturulması” olarak tanımlarken, aldığı unvanın kendisini son derece mutlu ettiğini ve heyecanlandırdığını ifade etti. İncekulak, çalışmalarını Tabakhane Mahallesi’nde bulunan ve ailesinden kendisine miras kalan tarihi ahşap evde sürdürüyor. Evinin girişindeki atölyede binlerce eser üreten sanatçı, bunların büyük bir kısmını hediye ettiğini, elinde ise yaklaşık 300 parçalık özel bir koleksiyon bulunduğunu belirtti.

    Naht sanatına başlama öyküsünü anlatan İncekulak, 45 yıl önce öğrencilik yıllarında çaldığı udun desenli kafesinin kırılması üzerine Balıkesir’de bir ustaya gittiğini söyledi. Usta ile yaptığı sohbetin hayatını değiştirdiğini belirten İncekulak, o anları şöyle aktardı: “Usta bana bir kıl testere takdim etti ve ‘Sana el veriyorum. Kendi udunu kendin tamir et, bu hat eseri de keserek ahşaba aktar’ dedi. O güne kadar ahşap kesme konusunda hiçbir eğitim almamıştım. Simav’a döndüğümde ustanın hediye ettiği testereyle önce bana verdiği hat eserini ahşaba işledim. Daha sonra udumun kafesini kestim. O günden beri hiçbir eğitim almadan, kendi kendimi geliştirerek nahhat olduğumu bilmeden bu sanatı sürdürdüm.”

    El Emeği ile Teknolojinin Farkı

    Teknolojinin gelişmesiyle birlikte naht sanatının yok olmaya yüz tuttuğuna dikkat çeken İncekulak, bilgisayar destekli makinelerle yapılan kesimlerle el emeği arasındaki farka vurgu yaptı. Bir eserin ortaya çıkmasının bazen ayları bulabildiğini belirten sanatçı, “Bilgisayarlı makineler 10 dakikada kesimi gerçekleştiriyor ancak el sanatı ile makineden çıkan eserler arasında büyük farklar var. Tablolara bakan insanlar bunu çok rahat ayırt edebiliyor. Elle yapılan eserlerin manevi değeri çok yüksek” ifadelerini kullandı. Türkiye genelinde bu sanatı icra eden usta sayısının oldukça azaldığını belirten İncekulak, eserlerini satmak yerine gelecek nesillere bir miras olarak bırakmayı tercih ettiğini sözlerine ekledi.