Arama
Sosyal Medya

    Katar’dan Netanyahu’nun İddialarına Sert Yanıt Geldi

    KATAR / TEKHA Katar

    KATAR / TEKHA

    Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Macid el-Ensari, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kürsüsünden Katar’ı hedef alan iddialarına tepki gösterdi. El-Ensari, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun BM Genel Kurulu konuşmasında Katar Devleti’nin İsrail aleyhine kamuoyu oluşturmak amacıyla bir kampanya yürüttüğü yönündeki suçlamasını kesin bir dille reddediyoruz” dedi.

    Gündemi Değiştirme Gayreti Olarak Nitelendirildi

    İsrail kanadından gelen suçlamaların asıl amacına değinen el-Ensari, “Katar’a karşı sürdürülen bu söylem, hükümetinin işgal altındaki Filistin topraklarında işlediği vahşetten ve bunların ağır insani sonuçlarından dikkatleri başka yöne çekme çabasından başka bir şey değildir. Özellikle gençler arasında küresel kamuoyundaki artan değişimi ‘nüfuz kampanyaları’ iddialarına indirgemek, tüm dünyanın gözü önünde sahada yaşananlara anlık olarak tanıklık eden ve görüşlerini buna göre oluşturan bir neslin bilincine ve muhakemesine hakarettir” değerlendirmesinde bulundu.

    Uluslararası Hukuka Uyum Çağrısı Yapıldı

    Tel Aviv yönetiminin hukuk zeminine dönmesi gerektiğini belirten el-Ensari, “Giderek daha fazla boş salonlara hitap eden Netanyahu ve diğer aşırı sağcı İsrailli siyasetçiler, dünyanın İsrail’e farklı bakmasını istiyorlarsa, İsrail’in kötüleşen küresel imajı için günah keçisi aramak yerine, politikalarını değiştirerek, uluslararası hukuk ihlallerini durdurarak ve kendilerini seçen halkın karşısında sorumluluk üstlenerek işe başlamalıdırlar.” diye ekledi.

    Dünya genelinde yükselen tepkilerin doğrudan sahadaki duruma dayandığını aktaran el-Ensari, sözlerini şöyle tamamladı: “İnsanların bizzat tanık olduğu gerçeklerle şekillenen küresel kamuoyundaki değişimden Katar’ı ya da başka birini sorumlu tutma çabaları artık ikna edici değildir. Katar’a yönelik bu tekrarlanan saldırılar, ancak sahadaki politika ve uygulamaların siyasi sorumluluğundan dikkatleri başka yöne çekme ve Katar’ı iç siyasi hesapların bir parçası olarak kullanma çabası olarak anlaşılabilir.”