İstanbul Büyükşehir Belediyesine (İBB) yönelik yürütülen yolsuzluk davasında, aralarında görevden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu’nun da yer aldığı 53’ü tutuklu 436 sanık, 101’inci duruşmada hâkim karşısına çıktı. Celsede savunmasını yapan İmamoğlu, yöneltilen suçlamalara yanıt verdi. Mahkeme heyeti yapılan müzakerenin ardından aralarında bürokratların da bulunduğu 7 tutuklu sanığın tahliyesine hükmederek duruşmayı 2 Kasım tarihine erteledi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak cezaevine gönderilen Ekrem İmamoğlu hakkında hazırlanan 3 bin 809 sayfalık iddianamede, sanığın ‘Örgüt lideri’ sıfatıyla 142 farklı eylemden ötürü 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar hapsi talep ediliyor. İddianamede suç işlemek amacıyla örgüt kurma, rüşvet alma ve verme, suç gelirlerini aklama, kamu zararına dolandırıcılık, kişisel verileri hukuka aykırı kaydetme ve yayma, suç delillerini gizleme, haberleşmenin engellenmesi, kamu malına zarar verme, halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma, irtikap, ihaleye fesat karıştırma, çevrenin kasten kirletilmesi ile Vergi Usul, Orman ve Maden kanunlarına muhalefet suçlamaları bulunuyor.
İmamoğlu Duruşma Salonunda Savunmasını Tamamladı
Duruşmada söz alan Ekrem İmamoğlu toplumsal huzur vurgusu yaparak, “Huzur, devletine güvenen insanlardan oluşan toplumdur. Bunun kadar önemli olan bir başka güven daha vardır. Birbirimize güvenmek. Türkiye kendi içinde kavga etmekten yoruldu. Çatık kaşlar, asık suratlar… 25 yıl aynı koltuktan insanlara korkuyu, öfkeyi, şiddeti, kötü kötü göstermekten yeter, bıktı mı millet? Güler yüz istiyor insan. Samimiyet istiyor, neşe istiyor, umut istiyor. Kimliklerimizi birbirimize karşı silah hâline getirmekten yoruldu. Mahallelerimizi birbirinden ayırmaktan, yaşam tarzlarımızı yarıştırmaktan, farklılıklarımızı sürekli bir korku sebebi hâline getirmekten yoruldu. Biz bunu değiştireceğiz. Biz bunu İstanbul’da yaptık. Bir memleketin nasıl yönetildiğini, insanına nasıl davrandığını anlamak istiyorsanız bazen her şeyden sıyrılıp önce sofranıza bakacaksınız. Kimler oturuyor o sofrada. Kimler ayakta bekliyor, kimler kapıda bırakılmış. Kimin önüne bir lokma ekmek koyulmuş, kimin tabağı boş ve en önemlisi, o sofrada kimin söz hakkı var. Kim ötelenmiş. Bu hakikati yıllarca unutturmaya çalıştılar bize. Bir başkasına yer açarsan senin yerin daralır, dediler. Yerini çalar bile dediler. Bizi birbirimizin varlığıyla korkuttular. Sofrayı daralttık, kapıları kapattık. Sonra da ‘Bu memleket neden huzur bulamıyor?’ diye sorduk. Herkes bu memleketin eşit ve onurlu bir parçasıdır” dedi.
Davanın siyasi nitelik taşıdığını savunan İmamoğlu, “Bu dosyanın kapağında benim adım yazıyor; ‘Ekrem İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü.’ Bu dosyada yargılanmak istenen ben değilim. Bu dosyada 31 Mart’ta sandığa giden milyonlar yargılanıyor. Ben burada savunma yapmıyorum. Bu iftiranameyi yazanları ve yazdıranları yargılıyorum. Bu salonda aylarca benden hesap soruldu, ben de şimdi milletimin huzurunda bu dosyanın defterini kapatıyorum. 560 milyar dediler, 560 kuruş bulamadılar. Rakamı 160 milyara indirdiler. ‘Örgüt’ dediler, şemaya koydukları adam ‘Ben örgüt yöneticisi değilim’ dedi. ‘Casus’ dediler, delil diye 5 dakikalık bir ziyaretin fotoğrafını koydular. Aynı beyefendinin devletin en üst düzey yetkilileriyle geçmişten bugüne onlarca fotoğrafı var. O Cumhurbaşkanı Yardımcısı, o Milli İstihbarat Başkanı; İmamoğlu hapiste ve casus. ‘Rüşvet’ dediler, rüşvet verdiği söylenen ‘Hissettik’ dedi. Parayı aldığı söylenen beni ilk defa Emniyet’te gördüğünü söyledi. Bizim elimizde noter var, tapu var, dekont var, Sayıştay var, Hazine izni var, kurum içi denetimler var. MAPEG yazısı var, Sosyal Güvenlik Kurumunun borcu yoktur yazısı var. Onların elinde ne var? Tahliye ile takas edilmiş, eşiyle, çocuğuyla, malıyla sıkıştırılmış insanların ağzından alınmış cümleler var. Bir de neyi bulacağı önceden söylenmiş bilirkişilerin raporları var. 155’e çıkartıldı eylem. Hangisinde bana dair somut bir belge var? Ben ayrıcalık istemiyorum. Bu ülkede yarın hukuk geri geldiğinde bu dosyayı kuranlar da hakim karşısına çıkacak. Şafak vakti kapıları kırılmadan çıkacak insanlar, avukatlarıyla adil bir savunma yapacak insanlar; biz böyle bir Türkiye istiyoruz. Kapısı açılıp geceliğiyle kadını çekmek için gayret eden insanlar, sabah operasyonunu iffete, namusa saldıran bir anlayışı bu ülkeye yaşattırmamak için mücadele edeceğiz” diye konuştu.
Mahkeme Başkanının Soruları Ve Sanık Beyanları
Mahkeme başkanının, sanık Ertan Yıldız’ın belediye bünyesindeki farklı yapılanmalara dönük beyanlarını hatırlatması üzerine İmamoğlu, “Hukuksuz yöntemler yürüten ve insanları düşürdükleri bu durumlardan dolayı az önce bahsettiğiniz kişilerin defalarca vermiş olduğu tamamen mesnetsiz, kendilerini kurtarmak ve özgürlüklerine kavuşmak için verdikleri süslü kelimeler, süslü ifadeler… Verenler sonradan ‘Ben böyle demedim’ ya da ‘Şablondur’ diye de ifade etti” yanıtını verdi. Yakup Öner’in 100 bin dolar teslim ettiği iddiasına yönelik soruya ise “Öyle bir şey yok. O iddiasını tabii ki kabul etmiyorum” karşılığını sundu.
Hâkimin, Adem Soytekin’in operasyon öncesinde kendilerine önlem almaları yönünde telkinde bulunulduğu şeklindeki anlatımlarını sorması üzerine İmamoğlu, “Herkese tedbir al demişim de kendim tedbir almamışım yani. Hesaplarımda para duruyor, babamın hesabında para duruyor, para hareketleri belli, 1 ay önce hangi para varsa hâlâ o para hesapta duruyor. Ben 1 lira bile hesabımdan çekmemişim ama herkese laf yetiştirmişim. İnanın şu sohbetin 10’da 1’i kadar Adem’le sohbetimiz yok bizim 15 senedir” ifadelerini kullandı. Hâkimin, Aziz İhsan Aktaş sorusuna ise “Allah korusun” cevabını iletti.
Gayrimenkul Devirleri Ve Güvenlik İddiaları Gündeme Geldi
Dava konusu gayrimenkul devirleri hakkında yöneltilen soruyu yanıtlayan İmamoğlu, “Devredilen villa değil, devredilen bir şirket. Şirketin sahip olduğu iki ev. Bu iki evi bu arkadaş satın alıyor. Satın aldıktan sonra da benim firmamın sorumlusuyla irtibatlı oluyor. Orada üçüncü bir ev var. Onu alamayınca ikisi kalıyor. 35 yıllık iki ev. Bu iki ev deprem güçlendirmesine tabi tutuluyor. O ara arkadaşlar görüşüyor, buradaki iki evi almak istiyorlar. Takasla veya bir kısım ödemeyle burayı alabiliriz diye hesap yapıyoruz deniliyor. İki eve karşılık üç tane ev veriliyor ya da iki villaya karşılık üç tane villa veriliyor, toplam büyüklüğü bin 500 metrekare. Villa artı 500 bin dolar. Bu evlerin devredilmesiyle ilgili önce bir anlaşma yapılıyor. Birinci anlaşmada 87 milyon lira artı 500 bin dolar ödeme artı bir villa diye anlaşılıyor. 87 milyon lirayı bir yılda ödemeyince buna karşılık iki tane daha villa veriyor firmamız. Dolayısıyla alınan, deprem güçlendirilmesi yapılan iki tane villa ve verilen de üç tane villa artı 500 bin dolar. Yani size ifade edildiği gibi ‘Kâr etmedim, zarar ettim’ İmamoğlu ile Nuhoğlu şirketleri arasında yapılacak bir hesap kitap değil. O günün koşullarında el sıkışılmış, sonradan ‘Az kâr ettim, değerlendi, şu oldu, bu oldu’ yapıldı” dedi.
Duruşma savcısının, sanık Gülibrahimoğlu ile telefonlarının ortak baz istasyonu sinyali vermesine ilişkin sorusu üzerine İmamoğlu, “Onu telekoma sorun ya da o işten sorumlu bakanlığa sorun. Ben o işten anlamam. Ben görüştüğüm hiç kimseyle olan görüşmemi gizleyecek kadar görünmeyen, bilinmeyen bir adam değilim. Boyum, posum yerinde” diye konuştu. Savcının, Le Meridien Otel’de kameraların bantlanması ve sinyal kesici jammer cihazlarının içeri sokulması iddialarına ilişkin sorusuna ise “Ben böyle bir talimat vermem. Bu işler yapılır, edilir, sizin arka planınızdaki insanlar tasarlar, eder. Bunu bu şekilde iddia makamının çok sevmesine, bu işe aşık olmasına da üzüntüyle karşılıyorum” şeklinde cevap verdi.
Yargılamada Ara Karar Açıklandı
Duruşma savcısı sunduğu ara mütalaada Ağaç AŞ Satınalma Müdürü Ümit Polat ile İBB Şube Müdürü Nilgün Cendek’in tahliyesini istedi. Değerlendirmesini tamamlayan mahkeme heyeti; mühendis Tolga Kılıç, Ağaç AŞ şefi Fatih Temür, İSTTELKOM AŞ Genel Müdürü Melih Geçek, Ağaç AŞ Genel Müdür Yardımcısı Aytekin Karaarslan, iş insanı Adem Başer, İBB Kentsel Ekolojik Sistemler Şube Müdürü Nilgün Cendek ve Ağaç AŞ eski Satın Alma Müdürü Ümit Polat’ın tahliyesine karar verdi. Heyet, dava dosyasındaki bir sonraki celsenin 2 Kasım günü görülmesini kararlaştırdı.

