Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi, Birleşmiş Milletler (BM) Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı Emine Erdoğan, New York’ta bulunan BM Genel Merkezi’nde düzenlenen Uluslararası Enerji Ajansı (UEA) Yüksek Düzeyli Enerji Dönüşümü Diyaloğu Toplantısı’na katıldı. Salona girişinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ile UEA İcra Direktörü Fatih Birol tarafından karşılanan Emine Erdoğan, tüketim alışkanlıkları ve sürdürülebilirlik ilkelerine dair kritik mesajlar verdi.
Tüketim Baskısı Ve Enerji Çıkmazı
Toplantının gerçekleşmesine katkı sunan Fatih Birol ve ekibine, COP31 Başkanı Murat Kurum’a, müzakereleri yürüten Chris Bowen’a, BM temsilcisi Selwin Hart’a ve desteklerinden ötürü BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e teşekkür eden Emine Erdoğan, iklim krizinin ulaştığı boyutlara dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Son yıllarda her yaz, söz konusu iklim olduğunda gazetelerde benzer manşetlerle karşılaşıyoruz. Birkaç örnek vermek gerekirse ‘Sıcaklıklar rekor kırdı’, ‘Tarihin en şiddetli sıcak hava dalgalarından biri yaşanıyor’, ‘Son 10 yılın en sıcak yazı’ gibi bir zamanlar olağanüstü kabul ettiğimiz bu başlıklar artık neredeyse sıradanlaştı. Çünkü her yıl sıcaklık değerlerinde yeni bir eşik geçiliyor, ardından orman yangınları, sel baskınları, yeri göğe katan fırtınalar geliyor. Bu olanlar, her an büyüyen tüketimin doğurduğu enerji ihtiyacının ve artan sera gazlarının bir sonucudur. Bir taraftan da doğanın hal lisanıdır.”
Meselenin salt üretim kapasitesini büyütmekten ibaret görülmemesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti: “Bu nedenle enerji dönüşümü meselesini yalnızca ‘Nasıl daha fazla temiz enerji üretebiliriz’ sorusuyla sınırlandırmamalıyız. Meseleyi önce ‘Neden daha çok enerji üretmek zorundayız?’ sorusuyla ele almalıyız. Şapkamızı önümüze koyup kaynaklarımızı nasıl kullandığımızı ve sınırsız tüketim alışkanlıklarımızın sonuçlarını düşünmemiz gerekiyor”
Gıda İsrafı Ve Görünmeyen Enerji Kaybı
Atık üretiminin temel nedenlerine inilmesi gerektiğini savunan Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Kaynakları çıkarıyor, işliyor ve tüketiyoruz. Tüm bu süreçlerde enerji harcıyor, sonra ürettiklerimizi atığa dönüştürerek sistemin dışına bırakıyoruz. Oysa atık dediğimiz her şeyin içinde enerji, doğal kaynaklar ve insan emeği var. İşte bu nedenle Uluslararası Sıfır Atık Günü kapsamında Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde gerçekleştirdiğimiz kutlamalarda bu çok boyutlu israfa dikkat çekmek için her yıl çok önemli bir tema seçiyoruz. Mesela bu sene gıda israfını küresel gündeme taşıdık. Çünkü her yıl küresel olarak 5,8 trilyon tabak yemeğe eş değer gıda tüketilmeden israf ediliyor ve biz gıda israfını nadiren enerji israfıyla ilişkilendiriyoruz. Dolayısıyla gıdanın üretimi, paketlenmesi, hazırlanması, korunması ve dağıtımı için harcanan enerjiyi boşa harcadığımız gerçeğini ıskalıyoruz. Konuyu yalnızca teknik boyutuyla ele alıyor, manevi ve kültürel dünyamızdaki depremlerin nasıl devasa bir tüketim tsunamisi meydana getirdiğini göz ardı ediyoruz.”
Döngüsel İktisat Ve Doğa Modeli
Araştırmalara göre bireylerin yüzde 85’inin ihtiyaç fazlası tüketim eğiliminde olduğunu hatırlatan Emine Erdoğan, bu tablonun toplumsal değerlerdeki erozyona işaret ettiğini belirterek şu değerlendirmelerde bulundu: “O nedenle bizim birincil meselemiz, tek kullanımlık ürünler etrafında şekillenmiş kullan-at kültüründen uzaklaşmak olmalıdır. Hepimizin refahı ve nesiller arası adalet için uzun ömürlü ve dayanıklı ürünler etrafında şekillenecek bir sürdürülebilirlik kültürüne geçmeliyiz. Pekala üretim süreçlerini atık oluşturmayacak şekilde dizayn edebiliriz. Atığı, yeniden ham madde haline getirebilir ve sisteme kazandırabiliriz. Bu noktada doğanın bizatihi kendisi, döngüsellik için harika bir okuldur. Çünkü doğada hiçbir şey atığa dönüşmez. Suyun, toprağın ve havanın sürekli devridaimi üzerine kurulu bu muhteşem sistemde bir canlının çıktısı, başka bir canlının girdisine dönüşür. O halde biz de bu okuldan gerekli dersleri çıkaralım. Zira doğrusal üretim ve tüketim sistemimizin içinde biriktirdiğimiz sorunları, ancak döngüsel düşünmeyi öğrenerek çözebiliriz.”
Yenilenebilir Enerjide 2035 Vizyonu
Türkiye’nin sıfır atık ve temiz enerji hedeflerine yönelik rakamları paylaşan Erdoğan, hedefleri şu sözlerle aktardı: “Türkiye olarak biz de bu dönüşüme, sıfır atık uygulamalarımızı ve temiz enerji yatırımlarımızı hızlandırarak hazırlanıyoruz. Bugün yenilenebilir enerji kurulu gücü bakımından Avrupa’da 5’inci, dünyada ise 11’inci sıradayız. 2035 yılına kadar güneş ve rüzgar kurulu gücümüzü 120 bin megavata çıkarmayı hedefliyoruz. Bu hedefimizi, temiz enerjiyi en az israfla üretme ilkesi üzerine inşa ediyoruz. Bu nedenle sıfır atık yaklaşımını, kasım ayında ev sahipliğini yapacağımız COP-31’in eylem gündemi kapsamında daha da ileri taşımayı arzu ediyoruz. Çünkü sıfır atık, üretimden tüketime kadar her alanda gerçek bir dönüşümün kapısını aralayan en güçlü yoldur.”
Geçtiğimiz haziran ayında İstanbul’da düzenlenen 2’nci Uluslararası Sıfır Atık Forumu’nun 183 ülkeden 120 bakan ile 7 bini aşkın katılımcıyı buluşturduğunu anımsatan Erdoğan, küresel kararlılığın sahaya yansıması temennisinde bulundu. Hitabın ardından organize edilen yuvarlak masa oturumuna Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım ve Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş katılım sağladı.

