Arama
Sosyal Medya

    Cumhurbaşkanı Erdoğan: Hedefimiz 100 Milyar Dolarlık Ticaret Hacmi

    Birleşmiş Milletler (BM) 81’inci

    Birleşmiş Milletler (BM) 81’inci Genel Kurulu vesilesiyle New York’ta bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkevi’nde Türk-Amerikan iş dünyasının önde gelen isimleriyle bir araya geldi. Buluşmada sanayi, finans, enerji, ulaştırma, sağlık ve savunma alanları başta olmak üzere ikili ekonomik iş birlikleri ele alındı. Sosyal medya hesabı üzerinden değerlendirmede bulunan Erdoğan, katkılarından ötürü Amerikan Ticaret Odası, ilgili iş konseyleri ve Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu’na (DEİK) teşekkür etti.

    İki ülke arasındaki stratejik ortaklığa dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Diplomatik ilişkilerimizin 100’üncü yılına yaklaştığı bugünlerde ABD ile yakalamış olduğumuz ivmeyi ekonomi alanında da sürdüreceğimize, hep birlikte 100 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefimize kısa sürede ulaşacağımıza gönülden inanıyorum” açıklamasını yaptı.

    Enflasyon Ve Mali Disiplin Göstergelerinde İlerleme

    Ekonomi programının seyrine dair iş dünyasından gelen sorulara yanıt veren Erdoğan, programın fiyat istikrarı, mali disiplin, sürdürülebilir dış denge ve yapısal dönüşüm temelleri üzerine kurulduğunu belirtti. Bölgesel çatışmalara rağmen kazanımlar elde edildiğini aktaran Erdoğan, şunları kaydetti:

    “Temel mal enflasyonu 2020’nin, kira enflasyonu ise son dört yılın en düşük seviyesine indi. Savaşın doğrudan ve dolaylı etkileri olmasaydı 2026’yı yüzde 20’lerin başında bir enflasyonla kapatacaktık. Mevcut koşullarda yılı yüzde 28 civarında tamamlamayı öngörüyoruz. 2027’nin dezenflasyon açısından daha güçlü bir yıl olacağına inanıyoruz. Mali disiplin tarafında oldukça iyi bir konumdayız. Vatandaşlarımızı ve reel sektörü yükselen akaryakıt fiyatlarından korumak amacıyla vergilerde indirime gittik. Bundan dolayı oluşan vergi kaybına rağmen bütçede hedefimizin ötesinde bir performans sergiledik. Yılı milli gelire oranla yüzde 3,1 bütçe açığı ile kapatacağız. Bir karşılaştırma yapmak gerekiyorsa, benzer ülkelerde bu oran ortalama yüzde 6’ya yaklaşıyor. Kamu borcunda ise gelişmekte olan ülkelerde kamu borcunun milli gelire oranı ortalama yüzde 78 iken Türkiye’de yüzde 22’nin altında. Dış dengede enerji fiyatlarındaki artışa rağmen cari açık ve dış borç göstergelerimizi son 20 yıllık ortalamaların altında tutmayı başardık. Bütün bunlar programın aldığımız mesafesini gösteriyor.”

    Verimlilik Odaklı Yapısal Dönüşüm Hamlesi

    Ekonomik kalkınmanın merkezinde verimliliğin yer aldığını vurgulayan Erdoğan, Antalya’da kasım ayında düzenlenecek COP31 Zirvesi ile yeşil dönüşüm vizyonunu ortaya koyacaklarını hatırlattı. Katma değerli sanayi üretimi için seçici destekler sağladıklarını ifade eden Erdoğan, “Yapay zekada bize güç katacak ve dijital dönüşümü destekleyecek altyapı yatırımlarını hızlandırıyoruz. Sağlık alanında Ankara’da kurmakta olduğumuz endüstri bölgesiyle yatırımcılara güçlü teşvikler sağlıyoruz. Bölgesel potansiyelimizi harekete geçirmek için Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda kararlılıkla ilerliyoruz. Kısacası, Türkiye şoklara yalnızca tepki veren değil, şoklara direnç kazanmış, dayanıklılığa, verimliliğe ve ekonomik güvenliğe yatırım yapan bir ekonomidir.” dedi.

    Enerji Ve Kritik Alanlarda Yeni İş Birliği Modeli

    Siyasi alandaki diyaloğun ekonomik tabloya doğrudan tesir etmesi gerektiğini savunan Erdoğan, enerji, havacılık ve sanayi anlaşmalarına işaret etti. Erdoğan, “Esasen bu alanda çok ciddi bir potansiyele de sahibiz. Yakın dönemde ortak çabalarımızla enerji, havacılık ve diğer kritik sektörlerde önemli anlaşmaları sonuçlandırdık. Amerika bugün LNG tedarikçilerimiz arasında birinci sırada. Böylece Avrupa’da Amerikan kaynağını tercih eden ülkelerin başında geliyoruz. Bu iş birliğini nükleer dahil, enerjinin tamamına genişletmeyi hedefliyoruz. Öte yandan Amerika’yla ekonomik münasebetlerimizi yalnızca ticaret rakamları üzerinden okumak doğru değildir. Küresel ekonomik düzenin yeniden kurgulandığı bir dönemde Türkiye’yle stratejik bir ekonomik iş birliği modeline ihtiyaç olduğu kanaatindeyim.” ifadelerini kullandı.

    Bölgesel Dönüşüm Sürecinde Türkiye’nin Stratejik Rolü

    Çatışmaların sona ermesiyle birlikte bölgede hızlanacak beş temel alanı sıralayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmeyi yaptı: “Türkiye, Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği’ne sahip geniş bir serbest ticaret ağına bağlı güçlü sanayi altyapısıyla bu arayışın doğal adresidir. İkincisi, enerji güzergahları yeniden çiziliyor. Bakü-Tiflis-Ceyhan’dan TANAP’a kadar Türkiye kesintisiz enerji akışının en güvenilir koridorudur. Üçüncüsü, ticaret koridorları değişiyor. Asya’yı Avrupa’ya bağlayan orta koridor ve Körfezi Avrupa’ya bağlayan Kalkınma Yolu Türkiye’de kesişiyor. Dördüncüsü yeniden imar dönemi başlıyor. Bölgemizde yollar, limanlar, enerji santralleri, konutlar, fabrikalar yeniden inşa edilecek. Türk müteahhitlik sektörü zor coğrafyalarda iş yapma tecrübesiyle bu sürecin en hazırlıklı aktörüdür. Beşincisi savunma ve ileri teknoloji. NATO standartlarında üretim yapan savunma sanayimiz, müttefiklerimizin tedarik güvenliğine katkı sunacak kapasiteye ulaştı. Ülkemizin bu dönüşüm fırsatlarından faydalanması için nisan ayında dünyanın en rekabetçi yatırım paketlerinden birini hayata geçirdik. Washington ve New York’taki yatırım ve finans ofislerimiz başta olmak üzere dış temsilciliklerimiz her zaman sizlere desteğe hazırdır.”

    Erdoğan, temaslarının sonunda iki ülke arasındaki ticari bağları güçlendiren iş dünyası temsilcilerine teşekkürlerini iletti.