ANKARA / TEKHA
Gazeteci-yazar ve Tek Haber Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı Abdurrahim Solmaz, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Gülşen Orhan’ın uzun yıllara yayılan siyasi ve toplumsal çalışmalarını kaleme aldı. Solmaz, Orhan’ın özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da halkla kurduğu doğrudan iletişime, bölgenin sorunlarını Ankara’ya taşımasına ve kültürel mirasa yönelik çalışmalarına dikkat çekti.
Solmaz, siyasette kalıcı iz bırakmanın yalnızca önemli makamlarda bulunmakla mümkün olmadığını belirterek, asıl önemli olanın makamın imkânlarını vatandaşların sorunlarının çözümü için kullanmak, sahada kalmak ve iletilen talepleri sonuç alıncaya kadar takip etmek olduğunu ifade etti.
Halkla Hemhâl Olan Bir Siyaset Anlayışı
Orhan’ın Van’dan Şırnak’a, Hakkâri’den bölgenin farklı şehir ve ilçelerine uzanan temaslarına değinen Solmaz, esnaf, muhtarlar, kanaat önderleri, kadınlar, gençler ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle doğrudan iletişim kurulmasının önemini vurguladı.
Solmaz, “Çünkü bölgeyi tanımak, o bölgenin insanını tanımaktan geçer.” değerlendirmesinde bulundu.
Orhan’ın Ankara’da önemli bir görev üstlenmesine rağmen bölgeyle bağını koruduğunu ifade eden Solmaz, gerçek saha siyasetinin vatandaşın derdini dinlemek, talebini anlamak, çözüm için doğru mercilerle temas kurmak ve meseleyi sonuç alıncaya kadar takip etmek olduğunu kaydetti.
Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun ulaşım, altyapı, kalkınma, istihdam, eğitim, çevre ve sosyal hayata ilişkin kendine özgü ihtiyaçlarının bulunduğunu belirten Solmaz, yerelde dile getirilen sorunların ilgili kurumlara doğru biçimde aktarılmasının çözüm süreçleri açısından önem taşıdığını ifade etti.
Sorunu Dinlemek Değil, Çözümün Takipçisi Olmak
Solmaz, Orhan’ın özellikle memleketi Van ve Bahçesaray başta olmak üzere bölgenin ulaşım ve kamu hizmetleriyle ilgili meselelerini ilgili kurumlara taşımasını bu anlayışın örnekleri arasında gösterdi.
Bir ilçenin yol sorununun ilgili bakanlığa ulaştırılması, yerel temsilcilerin Ankara’daki muhataplarıyla bir araya getirilmesi ve ihtiyaçların karar vericilere doğrudan aktarılmasının bölge halkı açısından önemine dikkat çeken Solmaz, “Bazen yıllardır bekleyen bir yatırımın önünü açan şey, sorunun doğru zamanda doğru makama ulaştırılması ve arkasından kararlılıkla takip edilmesidir.” ifadelerini kullandı.
Solmaz, Orhan’ın bölgeden aldığı talepleri Ankara’ya, merkezi yönetimdeki çözüm mekanizmalarını ise bölgeye taşıyan bir iletişim kanalı oluşturduğunu değerlendirdi.
Kalkınmanın Bir Başka Boyutu: Kültür
Bölgeye hizmetin yalnızca yol, altyapı, bina ve yatırım projelerinden ibaret olmadığını vurgulayan Solmaz, şehirlerin ekonomik gelişimleri kadar tarihî ve kültürel hafızalarının da korunması gerektiğini belirtti.
Orhan’ın bölgenin tarihine, sanatına, şiirine ve kültürel mirasına gösterdiği ilgiye değinen Solmaz, klasik Kürt edebiyatının önemli isimlerinden Melayê Cizîrî üzerine gerçekleştirilen uluslararası sempozyumlara verilen desteği bu kapsamda değerlendirdi.
Solmaz, Orhan’ın Melayê Cizîrî’nin eserlerine, şiirlerine ve beyitlerine ilgi göstermesinin, bölgenin kültürel dünyasıyla kurduğu bağın bir yansıması olduğunu ifade etti.
“Bir siyasetçinin bölgenin yolunu, yatırımını ve ekonomik ihtiyaçlarını bilmesi gereklidir. Ancak aynı siyasetçinin o topraklarda yüzyıllardır yaşayan şiiri, dili, sanatı ve düşünce dünyasını da tanıması, yaptığı hizmete başka bir anlam kazandırır.” değerlendirmesinde bulunan Solmaz, insanın yaşadığı coğrafyanın yanı sıra dili, kültürü, şiiri, musikisi ve medeniyet birikimiyle de var olduğunu kaydetti.
Ankara İle Bölge Arasında Güçlü Bir Köprü
Solmaz, Orhan’ın siyasi hayatında kadın kimliğiyle ortaya koyduğu temsile de değinerek, Doğu Anadolu’dan çıkıp üniversite eğitimi alan, milletvekili seçilen, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı’nda görev üstlenen ve ardından Cumhurbaşkanı Başdanışmanı olarak sorumluluk alan bir kadın siyasetçi olmasının bölgedeki genç kadınlar açısından dikkat çekici bir örnek oluşturduğunu belirtti.
Ancak Orhan’ı değerlendiren temel unsurun yalnızca üstlendiği makamlar olmadığını ifade eden Solmaz, vatandaşlarla temasını sürdürmesinin ve bölgedeki talepleri Ankara’daki karar mekanizmalarına aktarmasının önemini vurguladı.
“Mesele Makam Değil, İz Bırakabilmektir”
Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun kalkınmasının yatırımların, ulaşım imkânlarının ve ekonomik refahın artırılmasının yanında köklü kültürel mirasın korunmasını da gerektirdiğini belirten Solmaz, yol ile kültürün, yatırım ile sanatın ve devlet hizmeti ile vatandaşla kurulan bağın birbirinden ayrı düşünülmemesi gerektiğini ifade etti.
Solmaz, yazısını şu değerlendirmeyle tamamladı:
“Bölgenin sesini Ankara’ya taşımak, Ankara’nın imkânlarını bölgeyle buluşturmak ve bütün bunları yaparken o toprakların insanından, kültüründen, şiirinden ve kadim değerlerinden kopmamak. Bir siyasetçinin geride bırakabileceği en anlamlı izlerden biri de sanırım budur.”

