Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kütüphanesi’nde düzenlenen Türkiye Maarif Vakfı 10. Yıl Programı’na katıldı. Türkiye’deki yabancı uyruklu öğrenci sayısının bu yıl 380 bine dayandığını bildiren Erdoğan, Antalya ve İstanbul’da yaşanan sel ve su baskınlarından zarar gören vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini iletti, afetlerde vefat edenlere Allah’tan rahmet diledi. Ankara yolunda trafik kazasında yaşamını yitiren Üsküdar Belediye Başkanvekili Dündar Ziya Gültekin için de taziye mesajı paylaştı. Erdoğan şöyle konuştu:
“AFAD başta olmak üzere devletimizin tüm kurumları koordinasyon içinde çalışmakta, vatandaşlarımıza gerekli ikazları yaparken, eş zamanlı olarak sahada tüm tedbirleri almaktadır. Sağanak yağışların ülkemizin farklı bölgelerinde bugün ve yarın da devam edeceği anlaşılıyor. Yeni sıkıntıların önüne geçilebilmesi için halkımızın resmi kurumlarımızın uyarılarını dikkatle takip etmelerini istiyoruz. Bugün bir üzüntü verici haberi de maalesef Düzce’den aldık. Üsküdar Belediye Başkanvekili Dündar Ziya Gültekin kardeşimiz Ankara’ya gelirken Kaynaşlı’da geçirdiği trafik kazasında vefat etti. Gayretine, samimiyetine, Üsküdar sevdasına bizzat şahit olduğumuz Ziya kardeşimize Yüce Allah’tan gani gani rahmet diliyor. Kederli ailesine, yakınlarına, AK Parti camiasına ve Üsküdar halkına sabır ve başsağlığı temenni ediyorum. Rabbim mekanını inşallah cennet eylesin”
Küresel Eğitimde Uzun Vadeli Hedefler
Vakfın 10 yıllık faaliyetlerini ve ulaşılan geniş coğrafi ağı değerlendiren Erdoğan şunları söyledi:
“Allah’a hamdolsun 10 sene önce büyük hedeflerle yola revan olan Türkiye Maarif Vakfımız bugün 6 kıtada ve 66 ülkede faaliyet gösteriyor. Dünya genelindeki 611 kurumda 75 bini aşkın öğrenciye kaliteli ve nitelikli eğitim imkanı sunan vakfımızı bugün bir kez daha tebrik ediyorum. Hiç şüphesiz 10 yılda elde edilen bu başarı hepimiz için iftihar vesilesidir. Ancak bizim için mesele sadece rakamlarla sınırlı değildir. Bizim esas başarımız bu rakamların arkasındaki insan hikayeleridir. Bizim için asıl olan Maarif Vakfı okullarında öğrenim gören çocuklarımızın hayatına kattığımız değerlerdir. Asıl olan bize emanet edilen yavruların erdemli, nitelikli, vizyon ve misyon sahibi bireyler olarak kendi ülkelerinin geleceğine yaptıkları katkılardır. Bunun için biz uluslararası eğitimi uzun soluklu bir maraton olarak görüyoruz.”
Tarihi Dönüşümün Kurumsal Boyutu
Maarif Vakfı okullarının dünya gençliğine yeni ufuklar sunduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:
“Onları bilgiyle donatıyor. Her yönüyle hayata hazırlıyor. Aynı zamanda bu çocukların farklı kültürlerle güçlü ve samimi bağlar kurmalarını sağlıyor. Okullarıyla, yurtlarıyla, üniversiteleriyle, araştırma ve eğitim merkezleriyle Türkiye’nin maarif tecrübesini farklı kıtalara ulaştırıyor. Bugün maarif sıralarında eğitim alan gençlerimizin, inşallah çok yakın bir zamanda kendi ülkelerine her alanda başarıyla hizmet edeceklerine, kendi memleketlerinin geleceğini şekillendireceklerine yürekten inanıyorum. Bu yönüyle 10’uncu yıl programının ‘Geleceği inşa eden 10 yıl’ başlığıyla tertiplenmesini çok isabetli bulduğumu özellikle ifade ediyorum. Türkiye Maarif Vakfımızın 10 yılda ulaştığı bu seviye iktidarlarımız süresince eğitim alanında imza attığımız tarihi devrimin de yansımasıdır.”
Eğitimde Fırsat Eşitliği Ve Uluslararası Başarı
Son 24 yılda hayata geçirilen reformların uluslararası göstergelere yansıdığına işaret eden Erdoğan şöyle devam etti:
“Eğitime erişimi ve fırsat eşitliğini sağladık. Kurumsal kapasitemizi kat be kat artırdık. Ders müfredatlarını yeni ihtiyaçlar doğrultusunda düzenledik. Okullarımızın yeşil ve dijital dönüşümlerini gerçekleştirdik. Tüm bu çalışmaların meyvesini de hamdolsun toplamayı başardık. İşte en son PISA 2025 sonuçlarına göre fen bilimleri, matematik ve okuma alanlarında OECD ülkeleri arasında puanını en fazla arttıran ülke olduk. Yükseköğretimde aynı şekilde Türk üniversitelerine yönelik ilgi her sene katlanarak arttı. Bundan on sene önce 48 bin civarında olan uluslararası öğrenci sayımız bu yıl 380 bine yaklaştı. Sizlerin görev yaptığı ülkelerde Türkiye mezunu doktorlarla, siyasetçilerle, iş adamı, bürokrat, öğretmen, sanatçı, akademisyenlerle karşılaşmak artık sıradan hale geldi. Dünyanın birçok ülkesinde Türkçe konuşan, Türkiye’yi bilen, tanıyan, Türk kültürünü ilgiyle takip eden çok sayıda insana rastlıyoruz. Yıllarca kendi evlatlarını, kılık kıyafeti, inancı, siyasi görüşü sebebiyle yurt dışına gitmek zorunda bırakmış bir ülkeden, bugün kendi çocuklarına birinci sınıf eğitim vermekle kalmayıp her yıl yurt dışından 10 binlerce öğrenci çeken bir ülke konumuna gelmemiz, Türkiye adına elbette büyük bir başarıdır. Eğitimde yaşanan tarihi dönüşümün en net sembolüdür. Kuşkusuz çok daha gurur verici olan bu vizyonun Türkiye Maarif Vakfımız aracılığıyla dünyanın farklı köşelerine taşınmasıdır.”
Dünya Çapında Artan Nüfuz
Türkiye’nin eğitimde sınırları aşan kapasitesiyle dünya ölçeğinde üst sıralara tırmandığını belirten Erdoğan şu açıklamayı yaptı:
“Diğer yandan uluslararası eğitimde inşa ettiğimiz güçlü kapasiteyi Maarif Vakfı gibi kurumlarımızla dost ve kardeşlerimizin istifadesine sunuyoruz. Bu, açık söylüyorum, 25 yıl önce hayal dahi edilemeyen bir başarıdır. Bunun ne manaya geldiğini Maarif Vakfımızı hedef alanlar bilmeyebilir. Ama bizler ve sizler bu vizyonun neye tekabül ettiğini gayet iyi biliyoruz. Dünyaya ve Türkiye’ye başkalarının penceresinden bakanlar halen farkına varamamış olsalar da, ülkemiz bugün küresel bir oyuncudur. Sadece savunma sanayinde, diplomaside, turizmde, dış ticarette değil, uluslararası eğitim vizyonu itibariyle de artık yeni bir ligdeyiz. İnşallah sizlerin de gayretleriyle bu ligde yükselmeye devam edeceğiz. Gerek Türkiye Maarif Vakfı, gerekse Yunus Emre Enstitüsü bünyesindeki faaliyetlerimizin hiçbirinde tek taraflı yaklaşım içinde değiliz. Aksine her ülkenin kendi tarihi, dili, kültürü ve eğitim geleneği olduğunun farkındayız. Çalışmalarımızı da bu prensipler ekseninde yürütüyoruz.”
Kültürel Miras Ve Evrensel Yaklaşım
Tarih boyunca sömürgeci bir zihniyet gütmediklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları kaydetti:
“Bir dönem 24 milyon kilometrekareyi bulan bir alanda hüküm sürdük. Doğrudan yönettiğimiz toprakların üzerinde bugün 45’ten fazla ülke var. Ecdadımız insanların diline, kültürüne, adetlerine karışmadığı için bunlar kendi kimliklerini korumuşlardır. Fakat batılı emperyalistlerin pençesine düşen toplumlar hem çok büyük acılar çekmiş, hem de kültürel anlamda soykırıma uğramışlardır. Bugün kendi geçmişlerine bakmadan bize çoğulculuktan, bize farklılıklara saygı göstermekten dem vuran ülkelerin yönettiği bölgelerde yüzlerce yerel dil kayboldu. Kültürel izler yok edildi. Toplumsal hafıza silindi. Yerel hak arasında asırlarca yaşayan adetler müzelik ögeler haline geldi. Görev yaptığınız ülkelerde inanıyorum ki birçoğunuz bunu gördünüz. Ama biz Rûm Suresi 22’nci ayetinde buyurulduğu üzere renklerin ve dillerin farklı olmasını Cenab-ı Allah’ın yaratmasındaki sonsuz kudretin bir tecellisi olarak kabul ederiz. Dolayısıyla kimsenin diliyle, kültürüyle, derisinin rengiyle, etnik kökeni, meşrebi, mezhebiyle ilgilenmeyiz. ‘Yaratılanı severim, Yaradan’dan ötürü’ der, yeryüzündeki hiçbir insanı diğerinden ayırt etmez, hiç kimseye kem gözle bakmayız. Dün olduğu gibi bugün de aynı hassasiyetle hareket ediyoruz. Maarif okullarında ev sahibi ülkelerin eğitim mevzuatını, müfredatını ve kültürel özelliklerini dikkate alıyoruz. Türkçeyi de başka dillerin yerine geçen değil, insanlara yeni kapılar açan, yeni ufuklar kazandıran bir vasıta olarak görüyoruz. Bizi biz yapan, bizi farklı kılan, bizi başkalarından ayıran bu yaklaşımımızı inşallah sonuna kadar koruyacağız.”
Yurt Dışında Terör Yapılanmalarıyla Mücadele
FETÖ’nün sınır ötesi eğitim yapılanmasının tasfiyesinde vakfın üstlendiği role dikkat çeken Erdoğan şu değerlendirmede bulundu:
“FETÖ’nün yurt dışındaki eğitim yapılanmasının yol açtığı sorunların en az hasarla atlatılması da vakfımızın görev ve sorumlulukları arasındaydı. FETÖ yıllar boyunca farklı ülkelerde açtığı okulları kendi yapılanmasını geliştirmek, örgüte eleman devşirmek, ekonomik imkanlar elde etmek ve uluslararası nüfus kazanmak amacıyla kullandı. Üstelik bu ihanet şebekesi bütün bunları güya Türkiye adına hareket ediyormuş izlenimi uyandırarak yapmaya çalıştı. Türkiye’den beslendiler, milletimizin iyi niyetini, alicenaplığını sömürdüler ama küresel emperyalizme hizmet ettiler. Siyonizm’e uşaklık yaptılar. 15 Temmuz’un ardından FETÖ ile topyekun mücadeleye hız verdik. Ülkemiz içinde örgütün kolunu bacağını keserken, yurt dışında da eğitim kurumu maskesi altında işlettiği fitne yuvalarını dağıtmaya odaklandık. Dışişleri Bakanlığımızın, Marif Vakfımızın ve diğer kurumlarımızın yoğun çabaları sayesinde 50’yi aşkın ülkede FETÖ bağlantılı okulların tamamen veya kısmen kapatılmasını sağladık. Türkiye Marif Vakfımız, FETÖ’ye ait eğitim kurumlarının devralınmasında önemli sorumluluklar üstlendi. Bu okullardaki öğrencilerin mağdur edilmemesi ve eğitimlerinin kesintiye uğramaması için azami hassasiyet gösterdik. Ortak gayretlerimiz neticesinde çok kısa sürede çok ciddi mesafe aldık.”
Gelecek Vizyonu Ve Teşekkür Mesajı
Örgütün uluslararası alanda zemin kaybettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Geçmişte dünyanın farklı bölgelerinde Türkiye’nin imaj ve itibarını kirli ve karanlık emelleri için meşruiyet kalkanı haline getiren FETÖ’nün bugün pek çok ülkede esamesi dahi okunmuyor. Örgüt içi menfaat çatışmalarının tetiklediği yeni itiraflarla birlikte yabancı dostlarımız da bu takiyeci örgütün gerçek yüzünü görmeye başladı. Yarın çok daha acınası, çok daha sefil hale gelecekler. Bu millete ve bu ülkeye yaptıkları ihanetin bedelini hem bu dünyada hem de Mahkeme-i Kübra’da inşallah ödeyecekler. Biz de hukuk ve demokrasi zemininde bunların peşini bırakmayacağız. Bu noktaya gelinmesinde Türkiye Maarif Vakfımızın gurbeti sılaya çeviren, ulaştıkları her noktaya memleket havası götüren fedakar mensuplarının yani sizlerin emeği çok daha büyüktür. Zor zamanda yük aldınız, engeller karşısında pes etmediniz, bahanelerin arkasına saklanmadan cesaretle elinizi taşın altına koydunuz. Hem aziz milletimizin hem de evlatlarını bize emanet eden ailelerimizin güvenini boşa çıkarmadınız. Sizlerin şahsında Amman’dan Prizren’e, Karakas’tan Kinshasa’ya, Lahor’dan Jakarta’ya dünyanın farklı köşelerinde aşkla çalışan Maarif ailesinin tüm fertlerini yürekten tebrik ediyorum. Rengini şehitlerimizin kanından alan Ay Yıldızlı bayrağımızı o bayrağın temsil ettiği dostluk, kardeşlik, dayanışma ve sevgi mesajlarını dünyanın dört bir yanına ulaştırdığınız için her birinize tek tek teşekkür ediyorum. Unutmayın, bu kutlu yolculuk henüz yeni başladı. İnşallah çok daha büyük başarılara birlikte imza atacağız. Sizlerden sadece tarihiyle değil, hedefleriyle de büyük bir milletin üyeleri olduğunuzu aklınızdan çıkarmadan, bulunduğunuz ülkelerde Türkiye’yi en güzel şekilde temsil etmenizi bekliyorum. Sizlere güveniyor, Rabbim yolunuzu, bahtınızı açık etsin diyorum. Bu düşüncelerle Türkiye Marif Vakfımızın 10. yılı bir kez daha hayırlara vesile olsun diyor, bütün öğrencilerimize, öğretmenlerimize ve çalışma arkadaşlarımıza Rabbimden üstün başarılar temenni ediyorum. Vakfımızın gösterdiği ülkelerin bu faaliyetlerle daha zengin hale gelmesini devlet ve hükümet başkanlarına, eğitim kurumlarına, ortak çalışmalarımıza yaptıkları katkılardan ötürü aynı şekilde şükranlarımı iletiyorum.”

